19 Kasım 2009 Perşembe

ŞEVKET-İ BOSTAN





Şevket-i bostan, meşhur Giritli yemeği, Ege otlarının en pahalısı, en lezzetlisi!!!!
Toplaması çok zahmetli olduğu için gerçekten pahalı bir ot, şu an pazarlarda 8 TL kilosu.
Ama bir kere yediniz mi vazgeçemeyeceksiniz .....

MALZEMELER:
  • yarım kilo şevketi-i bostan
  • 300 gr kadar kuzu eti( danada olabilir)
  • 1 baş kuru soğan
  • zeytinyağı
  • 1 yumurta sarısı
  • yarım çorba kaşığı un
  • 1 limon suyu
  • tuz
Bir düdüklü tencerenin içine yeteri kadar zeytinyağı koyun ve yağı hafif kızdırın.
Kuşbaşı doğranmış etleri ilave edin ve iyice kavurun, suyunu salıp çektikten sonra, küp doğranmış soğanı ilave edip biraz daha kavurun.
Temizlenmiş ayıklanmış otları tencereye ilave edip, bir iki karıştırın.
Otların üzerini çok fazla geçmeyecek kadar su ilave edin ve tuzunu ekleyin.
Kapağını kapatın ve düdüğü fıslamaya başladıktan sonra 20 dakika pişirin.
Bir kasenin içine yumurta sarısını kırın, limon suyunu ve unu ilave edin, iyice karıştırın.
20 dakika sonra ocağın altını kapatın ve tencerenin buharını çıkmasını bekleyin, sonra kapağını açın.
Tekrar ocağın altını açın,tencereyi ateşe koyun ve yumurta karışımını ilave ederek hızlıca karıştırın, bir iki taşım kaynattıktan sonra altını kapatın.

Taze ekmeği alın....bir parça koparın... o mis gibi suyuna bandıra bandıra, soğumasını bile beklemeden, afiyetle yiyin!!!!!

NOT: şevket-i bostanı temizlemek için, yeşil kısımlarını beyazlarından ayırın, çatala gelecek şekilde doğrayın.


Şevket-i bostan


Şevket-i bostan'ın ayıklanmış hali


19 Eylül 2009 Cumartesi

LAZ BÖREĞİ

Börek dendiğine bakmayın, laz böreği çok güzel bir tatlıdır.Bu ay ki Lezzet dergisinin tariflerinden biriydi ( eylül 2009 sayısı) .
İftara misafirlerim gelince bu tatlıyı yapayım dedim, internette biraz araştırma yaptıktan sonra,
gördüm ki iki çeşidi yapılabiliyormuş, biri şerbetli, diğeride pudra şekerli.
Daha önce hiç yemediğim için, hangi versiyonunu yapayım diye baya bi düşündüm ve ikisinden de yamaya karar verdim.
Sonuç olarak ikiside çok güzel oluyor, kimileri şerbetlisini beğendi, kimileri de pudra şekerlisini ve o günden beri bizim sülalede laz böreği aldı başını gidiyor....
Fotoğrafta biraz aceleye geldi, karanlık basmadan çekmek istedim, bu şerbetli versiyonu, diğeri hala fırında olduğu için onu çekemedim.

MALZEMELER:
  • 14 tane baklavalık yufka (ben 20 tane kullandım)
  • 150 gr. tereyağ
MUHALLEBİ İÇİN:
  • 4 yumurta sarısı
  • 7 su bardağı süt
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 4 yemek kaşığı nişasta
  • 4 yemek kaşığı pirinç unu
  • bir tutam tuz
  • bir tutam karabiber (ben çay kaşığının ucuyla koydum)
  • 2 paket vanilya (tarifte yoktu ben ekledim)
ŞERBET:
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı su
YAPILIŞI:

Şerbeti hazırlayın ve soğumaya bırakın.

Muhallebiyi yapmak için, sütü ve şekeri bir tencereye koyun ve yavaş yavaş ısıtmaya başlayın.
Bir kasenin içinde diğer malzemeleri koyun ve iyice karıştırın, ben ısınan sütten biraz alıp karışıma ilave edip öyle karıştırdım.
Bu karışımı süte ilave edin ve koyulaşana kadar pişirin.

Tereyağını eritin.
Yufkaların boyunda bir tepsi seçin ve onu yağlayın.
Yufkaların yarısını, her katını yağlayarak tepsiye dizin.
10 dakkika dinlenmiş olan muhallebiyi yufkaların üzerine dökün ve diğer yufkalarıda aynı şekilde yağlayarak dizin.
Dizme işlemi bittikten sonra kalan tereyağınıda en üstüne sürün ve iri kareler şeklinde kesin.
180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine soğuk şebeti dökün.

Pudra şekerli yapmak isterseniz, şerbet dökmeyin, tatlı soğuyunca bolca pudra şekeri serpin üzerine.Bana kalırsa bu versiyonu çayın yanında çok iyi gidiyor.

AFİYET OLSUN...........

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN....


30 Ağustos 2009 Pazar

ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.....

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!!!!!!!!!

GECİKMİŞ BİR MİM VE ÖDÜLÜM....

Gecikmiş bir mim ve ödülüm var, bir türlü fırsat bulupta yazamadım, özür dilerim arkadaşlar.
Ödül sevgili arkadaşım ''Düşlerimin inci'' 'sinden geliyor.
Çok teşekkür ederim arkadaşım, kurallara göre yedi kişiye dağıtmam gerekiyor, ama ben, tüm blog alemine yolluyorum bu ödülü....
Mimide sevgili blog arkadaşım ''Evcimen'' 'den geliyor.Teşekkür ederim arkadaşım.
Aslında ben mimleri pek sevmem, lütfen alınmayın arkadaşlar ama hoşlanmıyorum, ama bu mim gibi kısa olupta fazla özelede girmediği sürece elimden geldiğince cevaplamaya çalışırım.

EN SEVDİĞİM FİLM:
Babam ve oğlum

EN SEVDİĞİM YÖNETMEN:
Başarılı olan her yönetmeni severim, ama Çağan Irmak'ı beğenirim.

EN SEVDİĞİN KİTAP:
Okuduğum her kitab benim için özeldir, ama en son okuduklarım beni çok etkiledi,
Elif Şafak'ın ''Aşk'' kitabını .
Khaled Hosseini'nin, ''uçurtma avcısı'' ve '' bin muhteşem güneş''.
Bu üç kitabı kesinlikle tavsiye ederim.

EN SEVDİĞİM YAZAR:
Ayşe Kulin.

EN SEVDİĞİM RESİM:
Haaaaaaaa!!!!!!!! bunu hiç düşünmemiştim :))

EN SEVDİĞİM RESSAM:
Bunuda hiç düşünmemiştim.....ama DaVinci olabilir, gizemli biri, her yaptığı resimde bir mesaj gizli...

EN SEVDİĞİM FOTOĞRAF SANATCISI:
Güzel resim çeken herkesi....

EN SEVDİĞİM FOTOĞRAF:
Çektiğimiz her fotoğraf karesi bizim için çok özeldir,bu yüzden seçim yapamıycam.

Bu mimi kime yolluyayım......????????
En iyisi arzu eden herkes cevaplasın....

16 Ağustos 2009 Pazar

TARHANA YAPIMI ''AYDIN YÖRESİ''




MALZEMELER:
  • 3 kilo kırmızı etli biber
  • 2 kilo domates
  • 1 kilo soğan
  • 1 kilo süzme yoğurt
  • 1 demet tarhana otu
  • tuz
  • un



Soğanların kabuklarını soyun, biberlerin çekirdeklerini çıkarın.
Bütün sebzeleri yıkayın ve kabaca doğrayın.
Genişçe bir tencereye biberleri ve domatesleri koyun ve üstüne soğanları ekleyin.



Sebzelerin en üstüne tarhana otunu koyun ve 2 su bardağı kadar su ekleyin,tencerenin kapağını kapatın.
Sebzeler yumuşayana kadar normal ateşte pişirin.
Pişirme işlemi bittikten sonra,tahana otunu alın çöpe atın.
Sebzeleri süzün ve suyunu bir kenara alın.


Süzdüğünüz sebzeleri robottan geçirin .



Kalan sebze suyundan püreye ilave edin, (bir su bardağını geçmemesine dikkat edin).


Püreye yoğurdu ve yeterince tuz ilave edin,karıştırın.
Büyük ot dalları olursa onları çıkarın, minicikler kalsın.



Un ilave ederek yoğurmaya başlayın, arada hamurun tadına bakarak gerekirse tuz ilave edin.
Hamurun kıvamı aynı ekmek hamuru kıvamında olucak.


Üzerine un serpin ve bir bezle örtün, bir gece bekletin.
Tarhananızın daha ekşi olmasını istiyorsanız, o zaman bir kaç gün daha bekletebilirsin,
ben ekşi istemediğim için bir gece tutuyorum.
Kabınızın geniş olmasına dikkat edin, çünkü hamur taşabilir.



Ertesi gün tarhananızı serebilirisniz.
Ben balkonda kuruttum.
Masaya yada yere örtü serin ve unlayın .
Bir kaşık yardımıyla hamurun tamamını küçük bezeler halinde bezlere serin.

Üzerlerini bastırın.


Üzerleri kabuk tutmaya başlayınca ve çevirme kıvamına gelince,bir ıspatula yardımıyla ters yüz yapın hamurları.(alttaki resim).


Arada hafif unlamayı ihmal etmeyin ki çevirceğiniz zaman elinize yapışmasın.


Hafif kurudukça bu sefer hamuru parçalara bölün.
Gidip geldikce evirin ,çevirin ,parçalayın...


En sonunda bu hale gelecek, ne çok sert ne çok yumuşak, amman dikkat edin taş gibi olmasın.



En sonunda, kurumuş hamurları elekten geçirin, elinizle ovuşturarak.
Elekten geçmeyen çok kurumuş hamurlar olabilir,onlarıda robottan geçirin.
Ama dilerseniz biraz daha kurutup tamamını robottan geçirebilirsiniz.


Tarhanayı geniş tepsilere pay ederek serin.
Tepsilerin üzerlerini bir tülbentle örtün, evinizin bir odasında yerleştirin.
Günde bir kaç kez arada karıştırın ve iyice kurumasını bekleyin ,yaklaşık bir hafta kadar.
Bu işlemi yapmazsanız, kavanoza koyduğunuzda tarhananız kurtlanabilir.
Tabii kuruma işlemini beklerken ,tarhananızdan pişirip yiyebilirsiniz......

Tarhana yapımı biraz zahmetlidir, bütün bir gününüzü ona ayırmanız gerekir, sürekli kontrol edip ,evirip çevirmek lazım.
Ama bence buna değer.
Bu tarhanayı geçen sene yapmıştım, ama bloguma bir türlü yazamamıştım.
Bu sene yapmadım, çünkü hala bu kış da yetecek kadar tarhanam kaldı ve hiç bozulmadı.

PÜF NOKTASI :
Pişireceğiniz zaman, yiyeceğiniz kadar bir kaseye tarhana koyun ve üzerini örtecek kadar su ilave edip karıştırın ve bir kaç saat bekletip öyle pişirin, böylece tarhana iyice yumuşuyor ve kıvamı daha güzel oluyor.

Kafanızda soru işareti varsa yada anlamadığınız bir şey bana sorabilirsiniz arkadaşlar.
Tarhana otunu bazı yörelerde bilmezler ve tarhanaya koymazlar, aslında bu ot dağlarda bulunur ve her yöredede vardır eminim, ama bence muhteşem bir tat ve koku veriyor.
Siz bulamazsanız koymaya bilirsiniz, yerine severseniz nane yada kekik olabilir.
Hatta eltimin annesi hem bu otu koyar hem nane hemde kekik, ben sadece tarhana otunu tercih ederim.
İllada tarhana otu koymak istiyorum, ama bulamıyorum diyorsanız, ben isteyene kargoyla yolluyabilirim, bizim dağlarda dolu!!!!!!!!!!!!!!



KOLAY GELSİN VE AFİYET OLSUN...........




16 Temmuz 2009 Perşembe

SERROSE'UN DÜĞÜNÜ......



Merhaba sevgili arkadaşlar, uzun zaman olduğu bloguma yazmayalı biliyorum ama hepinizdende çok özür diliyorum.
Sıcaklar bir yandan, sınavlar bir yandan, yok okul tercihleri ve yaz ayının vazgeçilmez düğünleri derken, temmuz'un yarısına bile gelmişiz (ve hala düğünler bitmedi!!!!).
Düğün demişkende, blog arkadaşımız ,aynı andada benim hemşehrim, Serrose ve Japon balığının düğünü vardı.
Gündüz davullu, zurnalı, keşkekli eğlence oldu, akşamına kına gecesi, ertesi günde düğün.....
Maşallah bu ne enerji Japonlar'da hiç durmadan oynadılar ve bizim oyunlarımızıda çok çabuk öğrenmişler!!!!! tabii bende çok eğlendim, çok güzel bir düğün oldu ve çok güzel bir gelin.
İşte bu mutlu anlardan sizlerle bir kaç kare paylaşmak istedim.

Serrose'a ve Yoshiki'ye bir ömür boyu mutluluklar dilerim.
Bu arada gazetelerede manşet oldular :))


03 Haziran 2009 Çarşamba

FIRINDA KABAK YEMEĞİ.


Biliyorum arkadaşlar uzun zamandır blogumu güncelliyedim ,hepinizi beklettiğim için çok özür dilerim.
Aslında yazacak çok tarifim var arşivde bekleyen ,ama şu sıralar baya bir yoğunluk vardı.
Malum havalar ısındı ,yazlık kışlık kıyafetlerin deşilmesi ,yıkanıp ütülenmesi,bahar temizliği ......beni baya oyaladı ve yordu ,hal böyle olunca blogumu ve sizleri ihmal ettim.
Ha bu arada çok güzel şeylerde oldu ,sevgili arkadaşımız Tijen (Mutfakta zen) İzmir'e geldi ,bildiğiniz gibi imza günü vardı ve Tijenciğimizi böyle bir günde İzmir'li blog arkadaşlarımız ve ben yanlız bırakamazdık.
Önce bir öğle yemeği yedik hep birlikte ,bol bol sohbet ettik ve kaynaştık.
Tijenciğim çok şeker ,çok tatlı bir bayan ,hepimiz onu çok sevdik ,inşallah tekrar görüşürüz ve darısı başınıza diyorum......
Eveeeeettt.....son zaman hep pasta yayınlamışım ,yaz geldi ,pazarda birbirinde renkli ve bir o kadar lezzetli sebzeler var ,ben yaz sebzelerini ve meyvelerini çok severim.
Annemin yaptığı çok lezzetli ve çok hafif bir kabak yemeği tarifi vereyim ,çoluk çocuk hepimiz çok beğendik ,üstelik şu sıralar diyet yapan arkadaşlarada güzel bir seçenek.
  • 1 kg kabak
  • 1 soğan
  • 2 havuç
  • 2 diş sarımsak
  • pul biber
  • nane
  • dereotu ( evde yoktu ben koymadım)
  • 2 veya 3 domates
  • zeytin yağı
  • tuz

Çukurca ve kapaklı bir kap alın .

Kabakları yıkayıp ,kabuklarını alacalı soyun.

Ortadan uzunlamasına ikiye bölün ve bir parmak kalınlığında doğrayın.

Havuçlarıda doğarayın .

Soğanı kabaca kayrak kayrak doğrayın.

Sarımsaklarıda minik minik doğrayın.

Naneyi ,pul biberi ,tuzu ve derotunuda doğrayıp ekleyin.

Üzerine salata yapar gibi zeytin yağı gezdirin.

Kapağını kapatın ve buzdolabında kaldırın.

Mümkün olduğu kadar uzun bırakın ki iyice emişsin.

Annem sabah hazırlayıp akşama pişiriyormuş,benim zamanım olmadığından o gün ,öğlen koydum ve akşama pişirdim.

Dinlenme süresi sona erdiğinde ,180 dereceye fırını ayarlayın.

Fırın tepsisine genişce folyo serin ve karışımı içine dökün ,üzerine kabuğu soyulmuş ve küp küp doğranmış domatesleri ekleyin ve karıştırın.

Folyoyu iyice her yerinden kapatın ve sebzeler yumşayana kadar pişirin.

Piştikten sonra sarımsaklı yoğurtla servis yapabilisiniz.

AFİYET OLSUN.................

29 Nisan 2009 Çarşamba

KAAN'IN YÖNETMEN PASTASI

Dün küçük oğlum Kaan'ın doğum günüydü, 14 yaşını doldurdu, zaman ne kadar çabuk geçiyor.
Her senede büyüdükçe farklı farklı hobilere merak sarıyorlar.
Şu sıralar yönetmenliğe soyundu bizim oğlan, senaryo yazıp ,kısa filmler çekiyor,oyuncularıda aileden seçiyor, sonrada bilgisayarda montajlayıp facebookta yayına sokuyor......
Komedi dalında bir oscar ödülünü hak etti aslında ama oscarımız kalmadı bizde pasta verelim dedik.....
Bu kadar küçük bir pastada ailemize hayatta yetmezdi zaten ,bende herkese birer cupcake ikram ettim.( tarifi burada) bu tariften iki buçuk ölçü yaptım ,tam 24 tane cupcake çıktı.
İçlerini oyarak dr.oetkerin çikolatalı pasta kreması ile doldurdum ve damla çikolata ekledim.
Daha sonra üzerlerine krem şanti sıkarak süsledim.









08 Nisan 2009 Çarşamba

BAKLAVA YUFKASI BÖREĞİ..../PDÇSE 40


Şu baklava yufkalarına bayılıyorum ,tuzlusu ,tatlısı ,her çeşiti harika oluyor .
Bu böreği ıspanaklı yaptım ve tadına doyamadık ,piştikten sonra bir kaç gün buzdolabında muhafaza edebilirsiniz ve tavada ısıtıp ısıtıp afiyetle yiyebilirsiniz ,ilk günkü gibi tekrar çıtır çıtır oluyor....

  • 1 paket baklava yufkası
  • dilediğiniz iç harçı
  • sıvı yağ
  • 1 yumurta sarısı
  • biraz süt

Benim bir diktörtgen baklava tepsim var ve bu yufkalar oraya tam geliyor ,sizde buna benzer bir tepsi kullanabilirsiniz .

Tepsinizi yağlayın .

Yufka paketini üç'e bölün.

Yufkaları tepsiye sermeye başlayın ve üç veya dört yufkada bir azar azar yağlayın.

Yufkaların üçte birini bitirdikten sonra ikiye böldüğünüz iç harçtan her yerine yayın.

Sonra diğer yufkalarıda aynı şekilde serin ve tekrar harç koyup geriye kalan yufkalarla böreği tamamlayın (arada az az yağlamaya unutmayın.)

Bir yumurta sarısını biraz sıvı yağ ile çırpın ve böreğin her yerine sürün.

Bir su bardağı sütün içine biraz sıvı yağ gezdirin ve böreğin her yerine yedire yedire sürün.

Böreği dilimleyin ve 180 dercede önceden ısıtılmış fırında pişirin.

Bu böreği göz kararı yaptığım için ölçü vermekte biraz zorlandım ,özellikle yağ ölçüsünde ,siz damak tadınıza göre yağ kullanabilirsiniz ,normal yufkayla yaptığınız börekten daha az yağ kullanın,çünkü baklava yufkaları yağı çekmiyor......

AFİYET OLSUN.....

07 Nisan 2009 Salı

SMART BLOGGER ÖDÜLÜ


Ödül için sevgili ,Zerrin'e ,Feray'a ve Berrin'e çok teşekkür ederim.
Bende kurallara uymayarak bu ödülü bütün blog arkadaşlarıma yolluyorum.......
Related Posts Widget for Blogs by LinkWithin